Gel Asım, karşılıklı “Arkası Yarınlar” yapalım!

Bak, öyle mızıkçılık yok.

Olmayan üçüncü şahısları mindere çekmek yok.

Yeke yek varsan seninle her türlü oynarım.

Bu yaşıma kadar ağzıma bir damla içki girmedi ama senin için, içki masasının önünde tabak bile kırdırırım.

Ama sen, bunu yapamazsın.

Yeke yek bana gücün yetmez.

Isıtıp ısıtıp önüme belediyeyi getirirsin.

Hani açılmasına karşı olduğun Kur’an Kursları var ya…

Ha, işte o Kur’an’ın üzerine gel, yemin edelim!

Adamlar bas bas bağırıyor. Bugün değil, 2014’ten beri söylüyorlar.

Asım Güzelbey’e lütfen bir şey yazma!

Ne yazsan bizden biliyorlar.

Ama ben, onları dinlemiyorum… Yine yazıyorum.

Çünkü; senin, bu fikirlerle nasıl AK Parti’de kendini yıllarca kamufle ettiğini ortaya çıkarıyorum.

Onların günahını alıp durma!

Tavla meselesiyle de iyice küçülme!

O tavla kapanalı iki sene oldu.

Ama çok istiyorsan senin için o tavlayı yeniden açarım.

İki mars, bir tokat ederim seni…

Kur’an’dan bu kadar rahatsız olduğunu hiç bilmezdim.

Diyorum ama “Millet Bahçesi’ne cami yapılırsa, kendimi zincire vururum” dediğin aklıma geliyor.

Cami, sana rağmen yapılıyor. Niye kendini o meydanda zincirlemedin?

Sıkışınca Atatürkçülük kartını ileri sürdün!

Seni gidi orta yolcu…

Kim ne derse desin, bu şerden de bir hayır çıktı.

Bu sayede Asım’ın fikrini zikretmiş olduk.

Gerçi kime diyorum…

O kadar günah o kadar ah alıyorsun ki bunlar ne ki?

Ölüm var Asım ölüm…

İstemediğin Kur’an üzerine defnedileceksin.

Yazıyorum çünkü; senin ipliğini pazara çıkarmak farz.

Son yazımda ne dedim.

Sadece senin attığın twite kendimce yorumumu yaptım.

Bu kadar hoplamanı anlayamadım.

Var mı bunda belediyelik bir durum?

Yok! Versene bana Kur’an üzerinden bir cevap.

Ne diye belediyeyi mindere çekiyorsun?

Huyun kurusun senin bel altıların meşhur.

Ha, bir de ne diyorsun?

Gazetelerde köşe yazmama izin verilmiyormuş.

Bak, işte buna çok güldüm…

Çok şükür gazetem de var, web sitem de var.

Senin gibileri deşifre etmek için olabildiğince özgürüm.

Komik olan ne biliyor musun?

Hani köşe vermiyorlar dediğin ben, bir yazdım.

Hemen ciyak ciyak bağırdın.

Bu bile yeter bana…

Sayemde unutulmuş gitmiş senin gibi birini gündeme getiriyorum…

Teşekkürü böyle mi yapıyorsun(?)

Samimi söylüyorum bundan çok eğleniyorum.

Dalgama bakıyorum.

İnanılmaz zevk alıyorum…

Ya Asım ya!!!

O kadar çok sevenin var ki… Bana epeyi zaman önce bir mektup geldi…

Şu Leblebici Vakfı neyin nesi?

O da benim Arkası Yarınım olsun…

Yeri geldiğinde o mektubu bir solukta okuruz.

Bir de ne diyordun?

Ben, yüzde 58 oy almış bir başkanım.

Güldürme Allah aşkına…

Anneciğinin sandığından mı çıktı bu oylar?

Tayyip Erdoğan olmayaydı, AK Parti olmayaydı acaba 58 değil de 5,8 alabilir miydin?

Bu kadar da nankör olma!

10 yıl seni bu şehre belediye başkanı yapan partiye şükranını böyle mi ifade ediyorsun?

Yediğin kaba pisleyerek mi?

Mademki çok heveslisin siyasete geri dönmeye!

Hodri meydan… Elinden tutan mı var?

Ah keşke bir dönsen…

Görelim şöyle tekrar boyunu posunu…

Ama öyle AK Parti’nin ve Tayyip Erdoğan’ın gücünü arkana almak yok.

O kadar dengeleri bozacak gücün varsa…

Ki var diyorsun…

Sana da bağımsız aday olmak yakışır.

Ha, AK Parti dışından DEVA da olabilir.

Ona da fitim…

Hoş, onlarla kapalı kapılar ardında çok fıkısın…

Allah aşkına siyasete geri dön.

Dön de seninle çok yağ satarım bal satarım oynarız.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın emi!

Bunu neden söyledim…

Oyunbozan olduğunu çok iyi bilirim…

Aday değilim deyip, istemem yan cebime koy çok yaptın.

Siyaset defterini kapatmıştın ya…

Belediye başkanlık devrin bittikten sonra milletvekili aday adaylığı başvurusu yaptığını da unutmadık.

Ve şunu sakın unutma!

Ben, bir Arkası Yarınlara başlarsam…

Çok fena olur.

Al sana bir Arkası Yarın…

Bırak şu 2 milyon Euro muhabbetlerini, 2 milyon ne ki her yıl FETÖ’ye aktardığın milyonların yanında lafı mı olur.

FETÖ’nün dershanelerine her yıl kaç milyonlar ödedin?

Sen, onun hesabını ver!

Senin ödediğin o paraların onda biriyle şu an aynı kurslar veriliyor.

Yanarım yanarım bir savcı ve hakim çıkmıyor da…

Hele gel bakalım Asım! Bunlar neyin nesi demiyorlar.

Hani göğsünü gere gere ben Pensilvanya’ya gittim demiştin ya… FETÖ’nün elini öpmek istedim, öptürmedi demiştin ya… FETÖ’nün okullarını ballandıra ballandıra anlatmıştın ya…Bir de mahkemede göğsünü gere gere şunları bir bir anlatsan.

Şeriatın kestiği parmak acımaz diyebilecek misin?

Öyle bir soruşturma öyle bir mahkeme kurulmayacağını biliyorum.

Ama ben yine de yazacağım. Halık biliyor bir de halk bilsin diye yazacağım.

Haydi hodri meydan!

Pehlivan pehlivan…

Yalancı pehlivan…

Ama bilesin el enselerim pistir.

Reşit Karabacak kadar olmasa da fena sayılmaz.

Çok eğleneceğiz çok

İngilizce kursuna gitmedim ama hoşça kal ‘bye’ demek değil mi?

Haydi benden şimdilik bye….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ruhi Aytaç - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.