Haber342


Ruhi AYTAÇ

29 Ocak 2021

Temiz medya ve şantajcı gasteciler

Adını artık ne koyarsanız koyun; mesleki deformasyonumuz veya rahatsızlığımız yine nüksetti.

Bu öyle mevsimsel bir rahatsızlık değil, kronik bir hale gelmiş içimizdeki virüslerin çevreye verdiği bir rahatsızlık.

İşin trajikomik tarafı, rahatsızlığı olan özrü bizden bekliyor.

“Bu virüsleri içinizden niye barındırıyorsunuz” diye, bizden hesap sormaya kalkıyorlar.

Bugün şantajcı dedikleriniz dünün prematüreleriydi

Bunları en steril ortamlarda el bebek gül bebek sizler büyüttünüz.

Prematüreyken…

Karşınıza abone ile çıktılar.

Bayramda seyranda reklamla çıktılar.

Bir güne bir gün gelenleri geri çevirmediniz.

Bunlar emeklemeden yürümeyi de yürütmeyi de sayenizde öğrendi.

Gün geldi, büyüdü ve serpildiler.

Abone ve bayram reklamları aç karınlarını doyuramaz oldu.

Rahmetli adına reklamlar girenler oldu.

Tahsilatını da git, Asri Mezarlıkta falan adalı mezardan yapın demediniz.

Çeyrek asır küs kalmış iki kişiden biri vefat eder. Sağ kalan adına ölen için başsağlığı ilanı verirler.

“Ulan, sen ne yapıyorsun? Beni nasıl rezil edersin? Dünya alem biliyor ki bu adamla ben 25 yıldır küsüm. Benim adıma nasıl başsağlığı ilanı verirsin” diye, hesap sormazsınız.

Sizden habersiz reklamlarınız, otomatiğe bağlanarak girilir.

Her seferinde parası avcuna sayılır.

Hele de bir verme!

Gör başına neler gele!!!

Reklam parası vermesen bile “şuraya kadar geldim hiç olmazsa bir abone parası atıver” yakarışlarını boş çevirmezsiniz.

Verme dediğimizde de…

Yahu benim verdiğim kaç kuruş ki deyiverirsiniz.

O senin kaç kuruş dediğini, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların toplamıyla bir çarp hele…

Bak bakalım, o üç beş kuruşlar nasıl bol sıfırlı rakamlara dönüşüyor.

Kendi ellerinizle beslediğiniz prematüre gasteciler, bugün sizin sayenizde obez oldular.

Kurusıkı tehditlerine boyun eğdiniz.

Aman çamuru bize sıçramasın diye elinizin kirini verdiniz.

Bazen de stepne de tuttunuz. “Gün gelir bize de lazım olur” diye, değirmenine ha bire su taşıdınız.

O dediğiniz gün geldiğinde de, “Sen neymişsin abi” ayakları çektiniz.

Yolda selam vermeyeceğiniz kişileri muhatap aldınız.

Şimdi soruyorum; suç hangimizde?

Biraz sende biraz bende bu suç, bizim ikimizde sakın ha demeyin!

Her türlü şantajlarına boyun eğen, siz

Emrivakiyle yayımlanan reklamların tıkır tıkır parasını ödeyen, siz.

Protokolde ağırlayan, siz.

Hani bir söz var ya…

Hiçbir halt bilmiyorsan, git mektebinde oku diye…

Maalesef o dediğiniz mektebi okuyanlardanım.

5 yıl, dönemin en iyi gazetecileri ve akademisyenlerin öğrencisi oldum.

Bize ilk öğrettikleri; medyanın dördüncü kuvvet olduğuydu.

Yasama, yürütme ve yargıdan sonra geldiğimizdi.

Birinci kuvvet olduğumuzu bize hiç söylemediler.

Gel gör ki birinci kuvvet olduğumuzu o saygın gazetecilerden değil, gastecilerden öğrendik(!)

Yürütmeyi(!)… yargı dağıtmayı bu gastecilerden öğrendik.

Bugün, siyasetçisi rahatsız… Bürokratı rahatsız… Valisi rahatsız… Savcısı, hakimi rahatsız… Polis müdürü rahatsız… Oda’lar rahatsız… İş dünyası rahatsız… İş insanları rahatsız…

Kim bunlar kim bunlar diye aptalca bir soru sormayacağım.

Bu gastecilerin de şantajcıların da kim olduğunu bizden çok daha iyi biliyorlar.

Nihayetinde muhatap olan da muzdarip olan da sizlersiniz.

Sütten ağzı yanan sizsiniz ama yoğurdu bize üfletiyorsunuz.

Yok, öyle!

Kuru gürültüye pabuç bırakmamak, sizden geçer.

Önce gazeteci ve gasteci ayrımını yapmak zorundasınız.

Gazetecinin veya gazeteci derneklerinin ne gücü ne de müeyyide yetkisi var.

Yasama, yürütme ve yargı kimse, yetki de onların.

Haddini bildirecek de müeyyide verecek de sizlersiniz.

Bu Vali’den başlar.

Sayın Valimiz, 2 yıl önce basın bayramında bize racon kesmişti.

Aynen şöyle demişti; “Gaziantep'in en zayıf halkasının basın olmasının sebebi, bu işi hakkıyla yapanlar da var, hakkıyla yapmayıp yapmaya çalışanlar da var. Bu şunu getiriyor, hakkıyla yapamayınca idareyi, siyaseti, iş dünyasını dizayn etmeye çalışıyor. Gaziantep basının yapması gereken iş şu, şapkayı önüne koyacak, biz nerede yanlış yaptık diye özeleştiride bulunacak.”

Medya ne kadar şapkasını önüne koysa da ne kadar özeleştiri yapsa da ne kadar çuvaldızı kendine batırsa da…

Elinde herhangi bir güç ve müeyyide yok.

Devlet racon kesmez, gereğini yapar.

Ezcümle…

Asa kimdeyse Musa da odur.


Bu makaleyi paylaş:

Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Eyup Özkeçeci için vazgeçmek o kadar kolay olmasa gerek

28 Şub 2021

Ey İmamoğlu, Tahmazoğlu’ndan hasbi hasbi özür dilemelisin

21 Şub 2021

Süleyman Soylu sözünü tut

16 Şub 2021

Asırlık gururda tarihi fırsatı kaçıranlar

14 Şub 2021

AK Parti’de hep aynı ezber

07 Şub 2021

İnandığın yolda durmak yok, yola devam

31 Oca 2021

Temiz medya ve şantajcı gasteciler

29 Oca 2021

Hilmi, ilim kendini bilmektir

21 Oca 2021

FETÖ’de bir kıblemiz yok

17 Oca 2021

Hadsiz Sumudica tam bir Roman

10 Oca 2021