Haber342


Ruhi AYTAÇ

13 Haziran 2021

Mersin’in bir Gaziantep olması için kaç fırın ekmek lazım?

Gaziantep, 1995 yılının 1 Ağustos’unda itibaren daimi ikametgâhım oldu.

Ta o gün, bana çalışmayı da yaşamayı da bilen bir şehir imajı verdi.

Gaziantep, üreten bir şehir…

Haftanın 5 günü çalışır; üretir ve ürettiğini ihraç eder.

Ama cumartesi ve pazarı istisna…

O gün, dinlenecek… o gün, 5 günün yorgunluğunu atacak…

Dülük, Erikçe, Alleben Gölleti ve Burç Ormanları, cumartesi ve pazarları iğne atsan yere düşmez.

Hiçbir yere gidemezse, evinin balkonunu piknik yerine çevirir, bir gün önceden terbiyelediği etlerini evinin balkonunda kurduğu mangalda nefis kebaplara dönüştürür…

Bu, yaz- kış değişmez…

Kışın, yeter ki güneş hafif yüzünü göstersin… Gaziantep’in aklına ilk mangalı gelir.

Bu yüzden uçakla Gaziantep’e gelenler, Gaziantep’in üstünü kaplayan mangal dumanlarını görür.

Doğrudur, Gaziantep midesine düşkündür…

Eti, acıyı, tatlıyı, ekşiyi bir arada sanata dönüştüren başka şehir göremezsiniz.

Bu manzaraları görünce; iç geçirerek, Gaziantep’in bir denizi eksik deyip dururuz.

Acaba denizi olsa, Gaziantep, bugünkü Gaziantep olabilir miydi?

Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Ama bildiğimiz bir şey var ki; Gaziantep’in denizi yok ama Arsuz’da, Mersin’de binlerce Gaziantep yazlığı var. Yaz mevsiminde bu iki tatil beldesi 27 plakadan geçilmez.

Rabbim bize de Mersin’de kutu gibi, mini minnacık bir yazlık ev nasip etti.

Çocukların mutlu olduğu bu kutu yazlığımıza her gittiğimde… Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nu ve Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu’nun bol bol kulağını çınlatırım…

Köstebek yuvası yollardan geçerken, o güzel deniz evlerini toz içinde görürken, sokaklarının patates yuvası halleri ve bakımsızlığını, gecelerinin sivrisinek kaşıntılarında hep Gaziantep’i anarım…

Ayrım yapmadan ifade edeyim ki…

Belediye başkanlarımızın yaptığı hizmetlerini, dışarı çıkınca çok daha iyi fark ediyorsunuz.

Öyle bir ah çekerim ki… hizmet götürülmeyen bu yerin insanlarına, komşularına makus kaderlerine fener tutarım…

Derim ki..

Gaziantep’e gelin de belediyeciliği görün…

Şu bulunduğumuz yeri Bodrum’a… Marmaris’e… aklınıza gelen herhangi bir Akdeniz’in tatil beldesine çevirirler…

Şu sokağın haline bakın! Bu sokağı Gaziantep’te asla göremezsiniz. Bu patates tarlası sokaklar, Gaziantepli başkanların ellerinde kilit taşı döşeli sokaklara dönüşür.

Sizleri kışkırtmak ve kıskandırmak için söylemiyorum… Ama Gaziantep’te köylerin içine kadar kilit taşı döşelidir…

Şu gördüğünüz bakir alan, bakımsızlıktan envayi çeşit otun bittiği şu sahil, Gaziantepli başkanların elinden geçse, muhteşem bir sahile ve harika bir parka dönüşüverir…

Sivrisinek, Akdeniz akşamlarını kabusa çevirir…

Derim ki…

Buraya gelene kadar sivrisinek, lügatimizden çıkalı onlarca yıl oldu.

Yeminle söylüyorum; sivrisinek tabletine ve sivrisinek kovucu losyonlara bir yaz mevsiminde harcanan parayla, sivrisinek sorunu burada kökten çözülür.

Ama yok!

Daha bir ay öncesine kadar bu tatil beldesinin kanalizasyonu yoktu… Suyu yoktu… Suyu kuyudan, kanalizasyonu haftalık fosseptik çukurlarından çekilirdi.

Allah’tan Ruslar buraya geldi de buraya hizmet getirmek, belediyelerin aklına düştü.

Akkuyu Nükleer Santrali’nde çalışan Ruslar, aileleriyle bu beldeye yerleşmeye başladılar.

Ev fiyatları uçtu. 250-300 bin liraya satılan yazlıklar, 2-3 katına çıktı. Kiralar dersen, Gaziantep’te milyonluk evlerin alamadığı kiraları, bu yazlık evler almaya başladı. En ucuz ev kirası 500 dolardan başlıyor.

Rusların sayesinde buraya ufak ufak hizmet gelmeye başladı.

Rusların, Akkuyu bitse bile kolay kolay buradan gideceklerini sanmıyorum.

Sebzenin ve meyvenin bol ve ucuz olduğu, deniz ve güneşin birleştiği bu beldeler gittikçe Ruslaşıyor.

Şu anda elektrik hatları yer altına alınmaya başlandı. Kanalizasyon bağlandı, şehir suyu şebekesi bu beldeye de getirildi.

Yollara da el atılacağı konuşuluyor. Ama buranın 30-40 yıllık sakinleri, bu türküyü 40 yıldır dinledikleri için inanmıyorlar.

Vallahi belediye başkanlarımın kulaklarını bol bol çınlatıyorum…

Komşularımın her ah edişlerinde ve hiç böyle belediye başkanımız olmadı serzenişlerini, övgü olarak başkanlarımın adına alıyor ve kabul ediyorum.

Ya bir de Gaziantep’in sosyal belediyeciliğini anlatmaya kalksam…

Yok yok… Daha fazla komşularımın ruh sağlığıyla oynamayayım.

Bir kez daha anladım ki Gaziantep, dışarıdan çok daha güzel görünüyor ve kıymetini çok daha iyi anlıyorsun. İçerde birbirimizi yemekten, Gaziantep’in gelişimine bakarkör kalmışız.

Bu da içeride kusurumuz, dışarıda övgümüz olarak öylece kalsın.

 


Bu makaleyi paylaş:

Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Suriyelileri karpuz seçer gibi seçtiler, bize de kala kala…

01 Ağu 2021

Suriyeli açılımı veya çıkmazı

28 Tem 2021

Bayramda “Haydi Gaziantep’e gidelim” diyenler, aç ve açıkta kaldı

25 Tem 2021

15 Temmuz’da minareler süngümüz, kubbeler miğferimizdi

15 Tem 2021

Bu Ali Babacan ve bu Ertuğrul Kaya’dan DEVA bul(a)mam!

11 Tem 2021

Bize bunlarla gelin diyeceğim ama

04 Tem 2021

Bakanlar geldi, milletvekillerimiz yine sütlü sahan gibi dizildiler

27 Haz 2021

AK Partililer Kılıçdaroğlu’nun sözleriyle çok fena sobelendiler

22 Haz 2021

Kılıçdaroğlu’na oldu olacak ya ya ya Ma-şal-lah diyeydik!

20 Haz 2021

İmamoğlu, 48 CHP’li başkanla Tahmazoğlu’nu markaja alacak

16 Haz 2021