Haber342


Prof. Dr. Erdal Bay

23 Ekim 2020

BURNUNUN DİREĞİ SIZLAMAK

Bebek dünyaya gelmeden önce Rabbiyle konuşur.

-Rabbim beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler, fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?
-Tüm meleklerin arasından bir tanesini senin için seçtim. O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak.

O meleğin adı “anne”dir...

***

Yılın fotoğrafı seçilen bu fotoğraftaki bebeğin annesi doğum anında hayatını kaybeder. 

Bebeği, annesini son kez görsün diye getirirler.

Bebek elleriyle annesinin suratını sıkıca tutar ve ağlamaya başlar.

Bebek, yanağını annesinin yanağına elini de annesinin alnına koyunca ağlamayı bırakır.

Ayrılmak istemez annesinden…

O anda ölen annenin gözlerinden gözyaşı akar…

Onu koruyacak olan meleği onu bu dünyada tek başına bırakmıştır.

Bebek dünyaya gelir gelmez dert ile karşılaşır.

Anasızlık, öksüzlük en büyük dert…

Öperken kokusunu içine çektiysen özlerken burnunun direği sızlar.

Bebek büyüdüğünde her “anne” sözünü duyduğunda özlemi artacak ve burnunun direği sızlayacaktır.

Bebek için imtihanın büyük olacağı bellidir.

***

Dert, bela, gam, keder, musibet, imtihan, ceza…

maddi, manevi sıkıntı, külfet …

Hastalık, kıtlık, zarar, ziyan, yangın, deprem… sevilen birinin ölümü…

Her insanın bu hayatta karşılaştığı şeyler…

Zaten insan Elest Bezminde “bela-evet” diyerek zor bir imtihanı kabul etmişti.

İnsanın yaratılışı dert ve gam değil midir?

Hz Adem’in yaratıldığı çamurun üzerine 40 gün yağan yağmurun 39 günü hüzün 1 günü neşe(sürur) değil midir?

Bunun için insanın  hüznü, sürûrundan daha çok değil midir?

Dünyanın tek galibi “gam-keder” değil midir?

***

Başımıza gelen dertler, musibetler;

Allah’ın bize kulluğumuzu hatırlatması mıdır?

Yunus Emre’nin “Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş” sözlerinde olduğu gibi dermanımız mıdır?

Zunnun Mısri’nin dediği gibi müminin tuzu mudur?

Mevlana’nın “Üzülme sopayla kilimi dövenin gayesi kilimi dövmek değil kilimin tozunu almaktır… “ sözünde olduğu gibi bazen günahların temizlenmesi için bir araç mıdır?

Dert ve belanın çokluğu affın çokluğundan mıdır? Çok sevilene mi çok dert gelir? Bu yüzden mi en çok dert bela peygamberlere gelmiştir?

Dert bizi Hakka götüren Burak mıdır?

Hz Ali’ye sordular. "Başımıza gelen sıkıntılar, imtihan mıdır? Yoksa ceza mı.?"

Cevap verdi: “Eğer bizi Allah'a yaklaştırıyorsa imtihandır. Uzaklaştırıyorsa cezadır.”

Bu anlamda başımıza gelenler imtihan mıdır? Musibet midir?

***

Vaktiyle bir adamın gözleri kör olur. Derdine çare aramak için her kapıyı çalar. Kimse derdine çare bulamaz. Bir gün birisi “Derdi olmayan birini bul. Gömleğini gözlerine sür. Gözlerin açılır” der. Bizim kör yollara düşer. Herkese “derdin var mı?” diye sorar. Karacaoğlan’ın “Aradım dünyayı, dertsiz yok imiş” sözlerinde olduğu kimse sorsa “derdim var” cevabını alır. En son bir çobanla karşılaşır ve sorar. Çoban “derdim yok çok şükür” der. Adam hemen sevinir. “Gömleğini ver gözlerime süreyim” der. Çoban cevap verir: “İyi de benim gömleğim yok ki” der. 

Bu dünyada beklentin varsa derdin vardır belki de…

***

Bir insana dert, ızdırap en yakınında gelir der değerli Hayati İnanç hocamız.

Bana en yakın olan kim elbette nefsim…

İnsanın en büyük düşmanı hasmı nefsidir.

Kişi başına gelenlerle ilgili başkası yerine kendini mi suçlamalıdır belki de…

Varlığım bile diğerlerinin günahlarından daha büyük günahtır…

Bazen varlığımız bile başımıza gelenlerin sebebi olabilir.

Başımıza gelenlerin sebebi nefis midir? Yoksa başkaları m? 

***

Ez cümle;

Mevlana’nın La Tahzen şiirinde olduğu gibi;

Bizim dert olarak gördüklerimizin başkalarının nimeti olabileceğini, 

Dert nerede ise devanın oraya gideceğini,

Bazen Allah’ın bizden aldığı ayak yerine kanat verebileceğini,

Kuyu dibinde kalan Yusuf’un Mısır’a sultan olduğunu,

İstediğimiz bir şey olursa bir hayır, olmuyorsa bin hayır olabileceğini,

Ve en önemlisi Allah’ın kimseye kaldırmayacağı yükü yüklemeyeceğini,

Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, aslında gidişatın değişeceği noktanın burası olacağını unutmamak gerekir.


Bu makaleyi paylaş:

Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Dilşad’dan, Nazugum’dan Gülbahara Uygur kadınını “ANLAMA”

07 Mar 2021

GAZİANTEP İÇİN YANMAK

22 Oca 2021

YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK KAZANMAK İÇİN KAYBETMEK

04 Oca 2021

KAYBEDİLMİŞ NESİLDEN KAZANILMIŞ NESİLE

26 Ara 2020

Müellim – Muallim

23 Kas 2020

Üç çocuk, üç hayal, üç gerçek

30 Eki 2020

BURNUNUN DİREĞİ SIZLAMAK

23 Eki 2020

BERBER ADNAN’IN DUASI VE HATAMIZ

19 Eki 2020

Teslimiyet ve Susmak

02 Eki 2020

DİLEMMALARIMIZ ve YAŞADIKLARIMIZA İNANMAK

20 Eyl 2020